I #feel #officially #grown #up 😁😩

I #feel #officially #grown #up 😁😩

22 Jul 2014 / 9 notes

aşık olun.

LİNK! - facbeook.

LINK! - tumblr.

LINK! - soundcloud. 

LINK! - youtube. 

gece gece aşık olmuş olabilirim. olabilir, böyle şeyler oluyor bazen ^^
bence siz de olun, olmalisiniz yani, olsun böyle şeyler! :d

dip not:

bunu dinleyerek başlayın aşık olmaya. 

18 Jul 2014 / 23 notes

ben siz olsam 3:59 dakika’ya tıklar ve bundan sonra benim RR'lerimi sever, öper, hatta aşık bile olurdum. olunsun yani. ^^ 

beşinci sınıfa gidiyorum, 10 yaşındayım.
sevgileRR, selamlaRR.

16 Jul 2014 / 31 notes

#freepalestine on Yalızlar Mektebi by Eda Tanses

| July 2014 

avrupadaki medya kurumların, gazetelerin futbol dünya kupası manşetlerinden arda kalan köşelere, sözde israil’in çektiği zulümü ve filistinin onlara yaptığı bomba saldırılarını sığdırmaya çalışmaları bir yana, vahşet dolu katliam anlarını midelerinin nasıl kaldırdığını sorgulamanın yanı sıra, bu tür paylaşımların ardından günlük hayatlarını fotoğraflayıp nefes alıp vermeye devam edebilen insanların yapaylığı bir yana, böylesine bir katliama göz yummamak için illa din kardeşi olmak, yahut aynı millette mensup olmanın gerekliliğini yansıtanlar bir yana, vicdan denen şeyin apayrı bir insanlık meselesi olduğunu yine, yeni ve yeniden gördüğümüz lanet günlerdeyiz bir sefer daha… 
lafım dünya’ya değil, lakin
ne acayipsin insan!? 

13 Jul 2014 / 241 notes

Funda Arar’ın seslendirdiği en sevdiğim şarkılardan biri… yağmur, keşke akorları mevcut olsaydı da kafama göre uydurmak zorunda kalmasaydım :d 

Funda Arar Sevgilerde albümünden…
Şiir: Gülsüm Cengiz 
Müzik: Yücel Arzen

8 Jul 2014 / 40 notes

"the -earth-
without -art-
is just -eh-"

8 Jul 2014 / 17 notes

bir demlik çayım var, tütünüm de bitiyor.
bir demlik günüm var, ömrüm de geçiyor.

6 Jul 2014 / 42 notes

"Bu dünyada hiçbir şey göründüğü hatta yaşandığı gibi değil, her şey hatırlandığı gibi."

6 Jul 2014 / 54 notes

”I shoot seagulls but take photos of Angels” on flickr by Eda Tanses
(photos from a video shooting which is not published now)

| May 2014 

bir animtion projesi kapsamında martılarımla bale dansı yapan, bulutları renklere boğan, kağıttan kayıklarla okyanusları aşan dünyalar güzeli meleğim Aleyna’m <3 Henüz video editing bitmediği için şimdilik sadece video çalışmalarından tadımlık fotoğraflarımız var paylaşabileceğimiz, sabırsızlıkla projenin bitmesini bekliyorum :) 

4 Jul 2014 / 60 notes

bugün bir platformda alakasız bir etiket aratırken rastaladığım bir fotoğrafın altına not düşülmüş bir kaç satır kafama çok takıldı. yeteri kadar hüzünlü değilmişim gibi oturdum saatlerce o dörtgen fotoğrafın altındaki satırları düşünüp, kendi yaşadığım duyguyu tekrar gözden geçirmeye çalıştımsada, bu hüznüme yağmur katıp, tüm dünyayı benden daha da uzak kılmaktan öteye gidemedi. tuhaf şeyler oldu bugün, saçma biraz, biraz da anlamlı… mesela cam bir şişeye doldurulmuş deniz kabukları arasında benim imzamı taşıyan ufak bir not buldum geçen senenin tarihini taşıyan. zamanlaması öyle manidar, öyle garip oldu ki, ”ama…” demeye kalktımsa da ”aması” yoktu işte, Allah büyük çünkü, çünkü o not boşa yazılmamış, oraya konduğu unutulmuş, usulca bulunacağı doğru günü beklemiş… tuhaf işte…
insanlara bir türlü tam manası ile küsmeyi başaramıyor oluşumun hayatımda nasıl büyük bir eksik olduğunu idrak ettiğim günlerdeyim yine, anlık öfkelerden öteye gidemeyen dargınlıklarıma, alınmalarıma karşılık verebilecek tek bir insan yok üstelik katılaşmış kalplerini kin ve öfke ile beslemeye devam ederlerken, kendi katılaşmış saçma sapan gururlarından ötesini düşünmeye vakti yok hiç kimsenin. haklıyken haksız duruma düşmeyi güzel başarırım ben mesela, çünkü haklılığı uzun vadede önemsemeyecek kadar salak bir insan sevgisi yerleşmiş içime ki, naiflik dedikleri olguyu hepten aptal kılma çabasında. her halükarda neticeye varmak üzere, tüm suçları yine kendi omzuma yükleyip tüm insanlığı affetmeye meyilli, kendine öfkeli bir ben yaratmakta üstüme yoktur örneğin, üstelik yorgunluğum tam da bu süreçte devreye girer hep… sonrası malum, vuran ben, ölen ben. bir de kursağımda kalmış heycanlarım, heveslerim olur, kendi kendime gelin güvey olduğum hayaller, onca emekle hazırlanmış ufak tefek süprizler özenle yırtılır, bin bir ”itoğluit” niteliği taşıyan, lakin anlık öfkelerle dile gelen söylenmelerle yok edilir. yok edilenin kendi içimden bir parça olduğunu önemsemeden, en önemsiz ayrıntısıdır zaten bu. karşı taraf da önemsememiştir çünkü, haberide yoktur zaten, vakti yoktur kimsenin oturup ince şeyleri düşünmeye, boş mu herkes senin kadar, sen ne düşünürken, o ne yapmıştır durumları çoktan boy göstermiştir mesela ve yine bunun yükü kendi omuzlarına binmiştir, çünkü kime ne kadar değer vermesi gerektiğini bilmeyen sen olduğundan ötürü, bunun zanlısı da sensindir aslında… soğuk, uzak, katı, net insanlara hayranlığımın gizlenemeyecek kadar büyük oluşu belki de bundan, hiç bir öfkemin ıslak bir mendil kuruyuncaya kadardan öteye gidemeyişi ne beni iyi bir müslüman kılmaya, nede iyi bir insan yapmaya yetmiyorken, bu lanet olasıca merhamet ve bir ahvalin ötesinin, ötesini düşünüp, kişilerin akıllarında bile olmayan duygu durumlarını göz önünde bulundurup, katılaşmış kalpteki yumşama halleri nereden yerleştiyse içime defolup gitsin. 

26 Jun 2014 / 36 notes

:d

:d

24 Jun 2014 / 87 notes



haritada denizi olmayan şehirlere deniz çizmiş kızım ben

ne bekliyorsun ki benden? 



14 Jun 2014 / 69 notes

Beni ağlatmayın 
benim gözyaşlarımı silecek ellerim bile yok.

-Kaplumbağalar da Uçar- (Turtles Can Fly) 2004, İran-Irak ortak yapımı, bir Bahman Ghobandi filmi. Filmin kendisinde sanki hiç bir oyunculuk yokmuşcasına, hayatın bir kesidine gizli bir kamera yerleştirilmişcesine gerçek ve cap canlı, bu gerçekciliğinden ötürü de bir o kadar ürkütücü bir hikayeye sahip bu film. Size tek bir kelime etmeden, kendinden hiç bir şey katmadan olduğu gibi hayatın o kesidini anlatan filmler vardır ya, işte öyle bir şeyin utanç verici samimiyetini içerip göz yaşlarınızdan ziyade boğazınızdaki düğümlerle meşgul olan bir anlatıma sahip. Üzerine çok fazla söz söylenmemesi, bolca boğazda biriken düğümlerin yutkunulması gerekilen, belki de etkisinden haftalarca kurtulmaksızın sükunet içinde ayak bastığımız dünyayı tekrar ve tekrar sorgulamamızı isteyen oldukça etkileyici bir yapım. 


çünkü
yüreklerinizin sızlaması
gereken konular var.

13 Jun 2014 / 185 notes

işin en ironik tarafı da ne biliyor musunuz? bir film kahramanı, yahut sevilen bir kitap içerisindeki karakter olmayışınızdan ötürü anlaşılamıyor oluşunuz. oysa herkes bir kere olsun üzülmüştür kendi dünyasına çekilip, hayal alemlerinde gezgin o kimsenin anlamadığı bilimum karakterlerin haline ve öfke biriktirmiştir içinde onları anlamayıp ötekileştiren yüzeysel insanlara karşı. üstelik şimdi siz de o ötekileştirilensinizdir onların hayatlarında sırf bir kutuda, yahut köşeli bir kitap kapağı arkasında yer edinememişsiniz diye kendinize&#8230; işte capuçinoları ve caféleri bu kadar sevmem belki de bu yüzden, çünkü orada defter arkalarına, öykülere, günlük notlara, ve hikayelere sığıyorsunuzdur üstelik sükunetli dakikalar yaratıp, kaybolabiliyor, sıcak yudumlar eşliğinde kendi el yazınızla harmanlaşıp, mor renkli defter kapakları ardında gizeminizi koruyabiliyorsunuzdur&#8230; 13.06.2014 | E Tanses

işin en ironik tarafı da ne biliyor musunuz? 
bir film kahramanı, yahut sevilen bir kitap içerisindeki karakter olmayışınızdan ötürü anlaşılamıyor oluşunuz. oysa herkes bir kere olsun üzülmüştür kendi dünyasına çekilip, hayal alemlerinde gezgin o kimsenin anlamadığı bilimum karakterlerin haline ve öfke biriktirmiştir içinde onları anlamayıp ötekileştiren yüzeysel insanlara karşı. üstelik şimdi siz de o ötekileştirilensinizdir onların hayatlarında sırf bir kutuda, yahut köşeli bir kitap kapağı arkasında yer edinememişsiniz diye kendinize… işte capuçinoları ve caféleri bu kadar sevmem belki de bu yüzden, çünkü orada defter arkalarına, öykülere, günlük notlara, ve hikayelere sığıyorsunuzdur üstelik sükunetli dakikalar yaratıp, kaybolabiliyor, sıcak yudumlar eşliğinde kendi el yazınızla harmanlaşıp, mor renkli defter kapakları ardında gizeminizi koruyabiliyorsunuzdur… 

13.06.2014 | E Tanses

13 Jun 2014 / 31 notes

”vedalaşmadan gidersen, yürek anlar ayrılığı…” 

12 Jun 2014 / 50 notes